|
Son yüzyılda, sanayileşme ve dünya nüfusunun hızla artışı çevre kirliliğini tehlikeli bir seviyeye getirmiştir. Çevre kirliliğinin temel sebepleri; tabiatın insanoğlunun doyumsuz arzuları dolayısıyla acımasızca sömürülmesi, tabii kaynakların aşırı şekilde tüketilmesi ve bunun neticesinde tabiatın kendini temizleme kapasitesini zorlayıcı miktar ve muhtevada kirliliğin çevreye bırakılmasıdır. Günümüzde sera gazı, asit yağmurları, ozon tabakasının incelmesi, yer altı ve yer üstü sularının bazı kimyevi maddelerle kirletilmesi, şehirlerdeki katı atıklar ve sanayi atıkları beşlıca cevre problemleri arasında sayılabilir..
İnsanoğlunun 19.yüzyıla kadar çevreye bıraktığı atıklar, fıtri arıtma sistemleri ile tabiatta kalıcı bir iz bırakmadan giderilebilmekteydi. Dolaylı ve doğrudan cevreye bırakılan atıklar, enerji kaynağı ve karbon olarak canlıların anabolik (yapım) ve katabolik (yıkım) faaliyetleri sırasında kullanılarak yok edilmekteydi. Bugün aşırı şekilde çevreye bırakılan atıklar, mevcut ekolojik dengeyi bozarak hayat kalitesini, dahası hayatın kendisini tehdit eder duruma gelmiştir..
Bitki, hayvan ve mikroorganizmaların kainatla münasebetleri mükemmel bir şekilde programlanmıştır. Bu münasebeti keşfeden insanoğlu, ekolojik dengeyi korumada bunlardan faydalanmayı düşünmüştür. Günümüzde, çevre problamlerine canlılardan, bilhassa mikroorganizmalardan faydalanılarak çözüm üretimesi, çevre biyoteknolojisinin sahasına girmektedir.
MİROORGANİZMALARIN FONKSİYONLARI
Tabiatta mikroorganizmalara bir çok vazife verilmiştir. Organik maddelerin parçalanması bunlardan biridir. Canlılar için çok önemli olan karbon, azot, fosfor,kükürt ve daha bir çok element, mikroorganizmaların da vazife aldığı harika süreçlerle kararlı bir şekilde devridaim ettirilmektedir. Mesela karbon çevriminde, klorofil ihtiva eden b
Bu içeriğin tamamını yanlızca oturum açmış üyeler görebilir!
Zaten üye iseniz lütfen oturum açınız.
Üye değilseniz, üye olmak için tıklayınız.
|