DAHA TEMİZ ENERJİ: Nükleerde tartışma
DAHA TEMİZ SU: Atık suları kullanacağız
DAHA TEMİZ HAVA: Yılda 800 bin ölüm
DOĞAYA DAHA İYİ KORUMA: Devrimci bir yazılım
DAHA TEMİZ YİYECEK: Sırada böcekler var.
2004 yılında Nobel Barış Ödülü ilk kez bir çevreciye verildi. Kenyalı Wangari Maathai 30 yıl boyunca Afrika’yı karış karış gezerek, 40 milyon ağacın dikilmesine önayak oldu. Maathai, bu çabalarıyla şu mesajı vermeye çalışıyordu: “Çevreyi korumak demokrasiyi korumak anlamına gelir.”
Maathai çalışkanlığı ve cesareti ile pek çok çevreciye örnek oldu. “Uygunsuz Gerçek” gibi son yıllarda ses getiren belgesellerin yapımında Al Gore ile birlikte çalışan ve bir milyondan fazla çevreciyi stopGlobalWarming.org internet sitesi altında toplayan Laurie David de, Maathai’nin etkisinde kalan çevreci militanlardan biri. Çevre kirliliğine karşı mücadelede ön saflarda yer alan David, bilim dergisi Discover ile yaptığı söyleşide, çevre kirliliğinin hasta ettiği dünyamızın iyileştirilebilmesi için her şeyden önce tüm insanların gezegenimiz ile olan ilişkilerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Sınırlı miktardaki doğal kaynakları sorumsuzca tükettiğimizi, giderek azalmakta olan su kaynaklarını kirlettiğimizi, dünyayı besleyen toprağı kısırlaştırdığımızı ve havayı solunmayacak hale getirdiğimizi söyleyen David, her insanın daha temiz bir çevre için belirli ölçüde özveride bulunmasının gerekli olduğunu vurguluyor.
Artan enerji talebini karşılamakta rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının çok yetersiz olduğunu düşünen bazı uzmanlar, nükleer santralların en ekonomik çözüm olduğunu ileri sürüyor. Ne var ki dünya genelinde kimse, kaza durumunda ortaya çıkması muhtemel nükleer serpinti ve üretim sonrası atıklar nedeniyle yeni santralların açılmasına sıcak bakmıyor. Uzmanlar ise yeni teknolojilerin bu riski minimuma indirdiğini ileri sürüyor.
Amerikan Enerji Bakanlığı’nın tahminlerine göre 2030 yılında ABD’nin elektrik tüketimi yaklaşık %50 artacak. Ne yazık ki rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynakları bu ihtiyacı karşılamaktan çok uzak. Bu kaynaklar bugün ABD’nin elektrik talebinin yalnızca %1’ini karşılayabiliyor. Uzmanlara göre ülkenin 2005 yılındaki 4 milyon kilovatlık elektrik ihtiyacını karşılamak için 780.000 kilometre karelik bir alanın (yaklaşık Türkiye büyüklüğünde bir alan) rüzgâr çiftlikleriyle kaplanmış olması gerekirdi. Kaldı ki jeotermal enerjinin tüm ülkenin elektrik talebine yanıt vermesi de pratikte hemen hemen imkânsız.
ABD, Princeton’da merkezi bulunan NRG Enerji şirketinin başkanı David Crane bu durumda şu çözümü öneriyor: “Küresel ısınmaya karşı başlatılan mücadelede fark yaratabilecek tek güç nükleer santrallardır. Yeni bir nükleer santral kurmak ucuz değil. Ancak uzun vadede elektrik üretimi açısından en ekonomik yöntem olduğunu düşünüyorum.”
Öte yandan yeni nükleer santralların kurulması fikri ülkede ciddi bir muhalefetin oluşmasına yol açıyor. Sürdürülebilir Enerji ve Ekonomik Kalkınma Koalisyonu adlı muhalif örgütün yöneticisi Karen Hadden nükleer enerjiye karşı çıkma nedenlerini şöyle açıklıyor: “Nükleer enerji güvenilir bir kaynak değil ve ayrıca kurulumu çok pahalı. Buraya harcanacak paralar doğal kaynakların korunmasına, enerji tasarrufuna, rüzgâr ve güneş tesislerine ve enerji-depolama teknolojilerine harcansa daha doğru olmaz mı?”
Nükleer santrallar konusunda kamuoyu da geleneksel olarak iki konuda kaygılı. Biri kaza durumunda ortaya çıkacak radyoaktif serpinti, diğeri nükleer atıklar. 11 Eylül’den sonra terörist saldırılar da ayrıca kaygı uyandırıyor. Uzmanlar, ABD’de 1979’daki Three Mile Island ve Sovyetler’de 1986’daki Çernobil gibi kazaların bir daha meydana gelmemesi için her türlü önlemi aldıklarını belirtiyor. Bunun için tipik bir reaktör çekirdeğinin çok katmanlı barikatların ardında koruma altına alındığını; böylece kaza durumunda bile radyoaktif kaçakların olmayacağını iddia ediyorlar. Çernobil’de bu tür koruma çemberleri yoktu.
Nükleer atık konusunda da Nükleer Ener
Bu içeriğin tamamını yanlızca oturum açmış üyeler görebilir!
Zaten üye iseniz lütfen oturum açınız.
Üye değilseniz, üye olmak için tıklayınız.