
Dünyaya yeni gelmiş bir bebeğin vücudunda zararlı kimyasal maddelerin, o daha doğmadan birikmiş olabileceği hiç aklınıza gelir miydi? Oysa, annenin yaşamı boyunca dokularında biriktirdiği yüzlerce endüstriyel bileşik, plasenta yoluyla bebeğin kan dolaşımına geçmektedir. Bu bileşikler, doğduktan sonra süt emerken daha da büyük dozlarda bebeğin vücuduna girecektir. Maalesef günümüzde bunların çok az bir miktarına maruz kalmanın bile, kanserden zeka geriliğine, kısırlıktan bağışıklık sistemi bozukluklarına kadar hafif veya ağır bir çok soruna yol açabileceği konusunda sayısı gittikçe artan kanıtlar bulunmaktadır. Ancak bir takım kalıcı hasarlar, çocuk yetişkin hale gelinceye kadar kendini göstermeyebilmektedir.
Belki kimya sanayiinde çalışmayabilirsiniz. Hatta -pekçokları için hayal bile olsa- büyük kirlilik kaynaklarından uzakta, temiz ortamlarda yaşayabilirsiniz. Ancak yine de kimyasal maddelere maruz kalacaksınız. Nasıl mı? Elbette hepimizin paylaştığı gıdalar, hava ve su aracılığıyla! Çünkü şu anda endüstri atıklarının deposu haline gelmiş bir dünyada yaşıyoruz. Örneğin, 1940’lardan bu yana, Amerika Birleşik Devletleri’nde sentetik organik kimyasalların üretimi günümüzde kırk kat artmıştır. 70.000’den fazla endüstriyel kimyasal madde üretilmekte ve satılmaktadır. Bunlardan bazıları yılda yarım milyar kilo üretilmektedir. Birçoğu doğal ayrışmaya dayanıklıdır ve zamanla rüzgar ve su akıntıları aracılığıyla dünyaya yayılırlar. Böylece yüzlerce, hatta binlerce insan yapımı kimyasal madde, derin okyanuslardan Kuzey Kutbu’na, nehirlerden kan dolaşımımıza kadar her yere ulaşmakta ve yayılmaktadır. Işte organoklorinler adı verilen kimyasallar dikkat çekmeye çalıştığımız böyle bir tehlikenin önemli bir parçasını oluşturmaktadırlar. Ister-seniz burada biraz durup, ‘düşmanla mücadele etmenin ilk şartı, onu tanımakla başlar’ gerçeğinden hareketle; bizlere, bütün çevreye ve hatta gelecek kuşaklara olan zararlı etkisinden söz etmeden önce, her gün bir şekilde temas halinde olduğumuz ve bir türlü kaçınamadığımız bu organoklorinleri tanıyalım.
Peki Nedir Organoklorinler?
Organoklorinler, bir veya daha fazla klor atomu içeren organik kimyasal bileşiklerdir. Dayanıklı olmaları ve biyo-akümülasyon (birikmeleri) nedeniyle organok-lorinler, gezegenimizin neredeyse her santimini kirletmektedir. Herhangi bir endüstriyel kaynaktan uzak kutup bölgelerinde bile, çok çeşit ve sayıda organoklorin, balinaların, fokların ve kutup ayılarının dokularında bulunabilmektedir. Aynı şekilde bizim vücutlarımıza da girmektedirler. Yüzlerce toksik (zehirli) organoklorin, fazla bir kirliliğe maruz kalmayanlarda bile, yağ doku-sunda, anne sütünde, kanında ve nefesinde bulunmaktadır. Havada taşınabilen organoklorin parçacıkları, klo-run ozonla reaksiyona girebileceği stratosfer tabakasına kadar ulaşmakta ve güneşin zararlı ultraviyole ışınlarını engelleyen bu kalkanı delmektedir. Bütün kirlenmelerin nedeni organoklorinler değildir elbette; bazı meta
Bu içeriğin tamamını yanlızca oturum açmış üyeler görebilir!
Zaten üye iseniz lütfen oturum açınız.
Üye değilseniz, üye olmak için tıklayınız.
|