|
Dünya daha çok gençken, havada kanat çırpan, ilkbahar ve yaz günlerini renkleriyle şenlendiren kelebekler yoktu.
Toprağın yüzünde kelebeklerin atası olarak gçrülen bazı sürüngen böcekler vardı, ama bunlar henüz uçamıyorlardı. Bu böceklerin renkleri çok güzel ve parlaktı, ama yanlarından geçip giden insanlar onların güzelliklerini göremiyorlardı. O günlerde " İlkbahar Çiçeği"adında bir genç kız yaşıyordu ve kendisini tanıyan herkese neşe ve mutluluk saçıyordu. Dudaklarında hep sıcak bir gülümseme ve tatlı bir söz, ellerinde ateşli hastaları bile iyileştiren serin bir ilkbahar rüzgarı taşıyordu.
Elini ateşli bir hastanın alnına koyar koymaz, o kişinin ateşi hemen düşüyordu. Kadın olduğu zaman bu özellikleri daha da güçlendi ve gördüğü bir düş üzerine her türlü hastalığı iyileştirmeye başladı. Düşünde hiç bilinmeyen, uçan güzel yaratıklar ona gelmişler ve taşıdıkları ebemkuşağı renklerini ona armağan etmişlerdi. Ebemkuşağının her renginin ayrı bir iyileştirici rengi vardı ve uçan yaratıklar hepsini ona açıkladılar. Ona dediler ki, "Yaşadığın sürece bu güçlerle herkesi iyileştireceksin ve öldüğün zaman bu güçleri tekrar havaya salacaksın, böylece bütün insanlar ondan yararlanabilecek." Bu yaratıklar düşünde ona bir de isim takarak "Ebemkuşağını Gökyüzüne Dokuyan Kadın" dediler. "Ebemkuşa
Bu içeriğin tamamını yanlızca oturum açmış üyeler görebilir!
Zaten üye iseniz lütfen oturum açınız.
Üye değilseniz, üye olmak için tıklayınız.
|